Van, Mardin ve Diyarbakır büyükşehir belediyelerine atanan kayyumları protesto amaçlı başlayan Demokrasi Nöbeti Van'da 42'nci gününde de sürdü. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İpekyolu ilçe binası önünde yapılan nöbette, "Kayyum idaresi değil halk iradesi" yazılı pankart açılırken, nöbete HDP'li vekiller Murat Sarısaç, Muazzez Orhan, Mensur Işık, HDP il Eşbaşkanları, Yüksekova  ve Van Barış Anneleri ile yurttaşlar katıldı.

Van’da görkemli Newroz kutlaması: Öcalan’ın çağrısına vurgu yapıldı Van’da görkemli Newroz kutlaması: Öcalan’ın çağrısına vurgu yapıldı

'HUKSUZLUĞA KARŞI DİRENİYORUZ'

Açıklamada konuşan HDP İl Eşbaşkanı Ümit Dede, 19 Ağustos siyasi darbeye karşı 42 gündür direndiklerini söyledi. Siyasi darbesinin tek başına ele alınabilecek bir husus olmadığını vurgulayan Dede, "AKP-MHP ittifakının özellikle son 5 yıldır başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokratik kesimlere, emekçilere, sosyalistlere yönelik geliştirilen politikaların devamı niteliğindedir. Bizim de 42'nci gününde devam ettirdiğimiz direniş genel olarak hukuksuzluğa, ahlaksızlığa, anti demokratik uygulamalara karşı geliştirdiğimiz bir direniştir. Bu sorun sadece HDP'nin değil, demokratik kesimlerin, birlikte özgür bir yaşamı umut eden tüm kesimler adına geliştirdiğimiz bir direniştir" dedi. 

'ÜLKE EN İTİBARSIZ DÖNEMİNİ YAŞIYOR'

Ülke tarihinin en itibarsızlaşmış döneminden geçildiğini belirten Dede, iç ve dış politikada, ekonomide, sağlıkta, eğitimde her alanda itibarı kalan tek bir kurumun kalmadığına dikkati çekti. Ülkenin tarihi boyunca yaşadığı en ezik durumu yaşadığını sözlerine ekleyen Dede, "Açıklamalardaki çelişkiler tüm kesimler tarafından eleştiriliyor ve ne yazık ki espri konusu haline getiriliyor. BM oturumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan Alan Kürdi'nin bir resmini paylaştı ‘Vicdanınız yok mu, ne çabuk köreldi vicdanlarınız’ dedi. Aynı Cumhurbaşkanı onlarca çocuğun öldürüldüğü Roboski Katliamı için ‘Emri bizzat ben verdim’ demişti. Bedenleri paramparça olmuş çocukların katırlara yüklenmiş cenazelerin fotoğrafını paylaşınca bizler 'terörist' ilan ediliyoruz. Bundan 10 yıl önce Ceylan Önkol gövdesi paramparça edilmek suretiyle öldürüldü. Bu öldürülme olayının TSK'nin kullandığı mühimmat tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi. Birçok çocuk ölümü gibi Önkol dosyası da sürüncemede bırakıldı. Bir taraftan bütün dünyaya Alan Kurdi resmini gösterirken diğer taraftan Ceylan Önkol davasının takipçisi olmalıydınız, etkin bir soruşturma yürütülmesini sağlamalıydınız. Böylece ikna edici olurdu söylemleriniz. Bu haliyle kendi çocuklarına karşı bu kadar duyarsız, diğer tarafta Suriye'de gerçekleşen iç savaş sonrası mağdur olmuş bedenini yaşamı ile ödemiş bir çocuğun resmi ikisini dengelemeliydiniz" dedi. 

'ANNELERİN ACISI BİR'

Diyarbakır İl Binaları önünde oturan ailelerin acılarının, çocuklarına kavuşma isteğinin anlaşılır olduğunu dile getiren Dede, "Aynı şekilde öldürülen çocuğunun cenazesine ulaşamayan, defnedemeyen anneler var. Cezaevlerinde yüzlerce hiçbir suçu olmamasına rağmen yaşamaya mahkum edilmiş çocuklar var. On binlerce çocuk cezaevlerinde özgürlüğüne kavuşacağı günü bekliyor. Annelerin hepsinin acısı bir. Hepsinin umudu ve özlemi bir. İl Binamız önünde oturan anneler ile bizimle burada olan annelerin acısı ve özlemi bir. Bu özlem ve acının dinmesi için bu ülkenin onurlu bir barışa, demokrasiye ihtiyacı var" diye konuştu. 

'TEK ADAM REJİMİNİN ÖNÜ AÇILIYOR'

HDP Eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'a verilen tutuklama kararına da değinen Dede, "Mesele Demirtaş meselesi değil, mesele Türk hukuk sisteminin itibarsızlaştırması meseledir" diye belirtti. İnsanların yargıya güven duymaması için bunun bilinçli yapıldığını belirten Dede, bu ülkeyi bu devleti ayakta tutan organların birer birer devrilerek, tek adam rejiminin önünün açılması için bunun yapıldığını söyledi. 

KÜRTÇE ŞARKININ SUSTURULMASINA TEPKİ

Batman'da dün sanatçı Dodan'ın Kürtçe şarkı söylerken mikrofonuna polis tarafından el konulmasına da tepki gösteren Dede, bir dile karşı böyle bir tahammülsüzlüğün dünyanın hiçbir yerinde olmadığını ifade etti. Dede, "12 Eylül faşizmin hüküm sürdüğü yıllarda Diyarbakır Cezaevi'nde ‘Türkçe konuş çok konuş’ diyen zihniyetle ‘Türkçe şarkı söyle birinci ol’ diyen zihniyet arasında fark var mıdır?" diye sordu. 

Dede, konuşmasını tüm halklara, demokratik kesimlere seslenerek tekçi yönetime karşı seslerini yükseltmelerini ve kendileri ile birlikte yürümelerini istedi. 

'MUTLAKA KAZANACAĞIZ'

Ardından Yüksekova'dan gelen Barış Anneleri adına konuşan Naciye İke, "Yüksekova'dan geldik. 42 gündür yapılan direnişi selamlıyorum. Ben demokratım diyenler bu haksızlığa karşı elini uzatsın. İrademiz elimizden alındı, bizler irademizle bu belediyeleri bin bir zorlukla kazandık. Büyük zahmetler çektik. Bu kadar hakaret yetmez mi? Bu toplumdaki demokratlar bize destek versin. Şaşırdık ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Biz bu toprakların insanlarıyız. Ben direnenlere başarılar diliyorum. Başarı bizimdir. Ne yaparlarsa yapsınlar mutlaka biz kazanacağız" diye konuştu. 

Yapılan açıklamaların ardından atılan slogan ve söylenen ezgilerle yapılan oturma eyleminin ardından protesto gösterimi son buldu.