Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre Kasım ayında 39 kadın katledildi. Bu katliamlar kadınların en yakınları tarafından gerçekleştirildi. Dünyada ve ülkede giderek artan kadın katliamları kamuoyunda tepkiler almaya devam ediyor. Şili’de başlayan ‘Las Tesis’ dansıyla kadına yönelik şiddet protestoları yayılırken, İzmir, İstanbul ve Ankara’ da da büyük katılımla gerçekleşti.
Kadın katliamlarına karşı neler yapılması gerektiğini değerlendiren kadınlar, örgütlenme, özsavunma ve yargının gerekli cezaları vermemesine dikkat çekti.
‘Erkek yüceltilerek yetiştiriliyor’
Erkeğin yüceltilerek kadının ise bastırılarak yetiştirildiği bir toplumda kadına yönelik şiddetin artacağını vurgulayan Filiz Kumaş, “Çocuk yetiştirilirken ‘sen erkeksin yaparsın, güçlüsün ama kızım sen korunmaya muhtaçsın, kız kısmı tek başına dışarı çıkmaz, her istediğini yapmaz’ şeklinde cinsiyetçi roller yükleniyor. Bu şekilde yetiştirilen erkekler ‘her şeyi yapabilirim, güç benim elimde’ diyor. Şiddete eğilimli oluyor” sözlerini kullandı.
‘Kadınlar korunmuyor, failler yargılanmıyor’
Boşandığı erkek tarafından 11 Eylül günü kesici alet ile ağır yaralan ve bulunduğu hastanede 44 günlük yaşam savaşından sonra hayatını kaybeden Ayşe Tuba Arslan’ı hatırlatan Kumaş, “Erkek kadına yönelik her türlü şiddeti uyguluyor. Kadın bunu devlete bildiriyor, boşanmak istiyor, korunma talebinde bulunuyor fakat korunmuyor” diye konuştu.
Kumaş, kadınların özsavunmasını güçlendirmek için örgütlenmesi gerektiğinin altını çizerek, kadınların kendilerini korumaları için savunma teknikleri öğrenebileceklerini dile getirdi.
‘Kadınlar Abdullah Öcalan’ın perspektifleri sayesinde uyandı’
Kadının her alanda eşitlik mücadelesi verdiğini hatırlatan Taybet Geçkin ise, Abdullah Öcalan’ın Kürt kadınlarının mücadelesindeki yerine ve önemine işaret etti. Geçkin, “Bu ülkede kadınlar Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü perspektifi sayesinde uyandı ve özgürleşti. Özgürlüğü için mücadele etmeye davam ediyor. Devlet ise kadına yönelik şiddeti önlemek için bir şey yapmıyor. Devlet kendi başına zaten bir katliam yapıyor. Rojava’da binlerce kadın çocuk demeden katlediyor. Kadın katillerini yargılamıyor, birkaç gün içerde tutuyor besliyor dışarı salıyor. Faillerin en ağır cezalarla yargılanması gerekiyor. İbretlik cezalar verilsin ki caydırıcı olsun” diye belirtti.
‘Kadınlar esir edilmek isteniyor’
Kadın katliamlarının basit birer olay değil politik ve ideolojik olduğunu kaydeden Halime Akdoğan ise, “Kadınlar sabahtan akşama kadar durmaksızın çalışıyor. Dinlenmek için oturduğunda ise erkek ‘akşama kadar boş oturuyorsun’ diyor, bu sefer kadın karşılık verince bunu gerekçe sayıp kadına şiddet uyguluyor. Devlet şiddete maruz kalan kadını korumak zorunda fakat korumuyor. Her gün bir kadın katlediliyor. Fail bir hafta gözaltında tutulup serbest bırakılıyor. Kadının hakları tanınmıyor, kadını esir etmek istiyorlar” dedi.
‘Suçlu olan erk zihniyet’
Erkeğin her koşulda aklandığının söyleyen Kader Nergiz de, şunları dile getirdi: “Erkek ne yaparsa yapsın kadın suçlu görülüyor. Kadının giyimini, yürüyüşünü bahane ederek suçlu gösteriyorlar. Kadınlar ülkenin hata dünyanın her yerinde akşam belli bir vakitten sonra dışarı çıkamıyor. Kadın suçlu değil, suçlu olan erk zihniyet. Erkekler bu zihniyette olmasa bu kadar kadın katliamı yaşanmaz.”